Son Haberler
Anasayfa / GÜNCEL MEVZUAAT / İZALE-İ ŞUYU NEDİR?

İZALE-İ ŞUYU NEDİR?

Taşınmaza ortak mülkiyet olarak sahip olan hissedarların mallarının aynen taksim edilmesi veya mahkemece satılarak bedellerinin hissedarlar arasında payları nispetinde paylaştırılmasına izale-i şuyu denir.

Ortak malın taksimi aynen mümkün olmuyor ise mahkemece satılarak bedellerinin paylaştırılacağı M.K 628 maddesinde belirtilmiştir. İzale-i şuyu davasında temel amaç ortaklar arasında çıkan anlaşmazlıkların ve uyuşmazlıkların mahkeme yolu ile ortaklıklarının giderilerek çözülmesidir.Söz konusu taşınmazın bölünebilir nitelikte olması halinde mahkemece taşınmazın aynen paylaştırılmasına,aksi durumda açık arttırma yolu ile satılmasına karar verilir.Aynen taksim: Müşterek malın paydaşlar arasında payları nispetinde aynı nitelikte ve aynı değerde somut olarak bağımsız parçalara ayrılmasına denir.

Birden çok kimse, maddî olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir.Buna Paylı Mülkiyet denir.

Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır.

Menkul ya da gayrimenkuller hissedarları arasında taksim edilemez ise, paydaşlardan birinin ortaklığın giderilmesi talebi ile sulh hukuk hakimliği’ne müracaatı ile hukuki süreç başlar. Genellikle gayrimenkullerde rastlanan bir durumdur. Mahkeme öncelikle ortaklığın giderilmesi istenen şeyin taksim edilebilir olup olmadığını inceler. teknik bilirkişileri görevlendirir. taşınmazın imar durumu, hisse ve hissedarların sayısı gibi etmenlere bakarak, paylaştırma sureti ile her bir paydaşa müstakil bir parça (daire, arsa vs.) düşebilecekse, paylaşımı seçer, değil ise satışına karar verir.

İZALE-İ ŞUYU DAVASI İLİŞKİN FARKLI YARGI KARARLARI;

18. Hukuk Dairesi 2002/10098 E., 2002/11951 K.

KAT MÜLKİYETİNDE ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ

T.C.

Y A R G I T A Y

18.HUKUK DAİRESİ

ESAS KARAR

2002/10098 2002/11951

Y A R G I T A Y İ L A M I

Mahkemesi :K Sulh Hukuk Mahkemesi

Tarihi :30.4.2002

Nosu :1996/113-2002/975

Davacı :………

Davalı :1-……….,,,,

 

Dava dilekçesinde taşınmazdaki ortaklığın giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece ortaklığın satış yolu ile giderilmesi cihetine gidilmiş ve hüküm davalılardan Ali, Enise, Halit ve Zuhal dışındaki davalılar tarafından temyiz edilmiş, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalılardan Melek, Dilek ve Kerem tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçeleri ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalılar Vekili geldi. Aleyhine temyiz olunan davacı adına gelen olmadı. Dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.

 

Y A R G I T A Y K A R A R I

Dava, taşınmaz mal ortaklığının aynen taksim olmadığı takdirde satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi istemine ilişkindir.

Dosyadaki bilgi ve belgelere ve bilirkişi raporuna göre, taşınmaz üzerinde bir bodrum, bir zemin, 6 normal kat ve çatıda çekme kat olan bir yapı mevcut olup paydaş ve bağımsız bölüm sayısı itibariyle paydaşlardan her birisine en az bir bağımsız bölüm özgülenmesi mümkün olmadığı gibi yapının beşinci ve altıncı katları ile çatı katı irtifa dışı ve imara aykırı olarak inşa edilmiş olup oturma izni alınması olası değildir. Bu durumda taşınmaz üzerindeki yapı, Kat Mülkiyeti Yasasının 10.maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne göre kat mülkiyeti kurulmasına elverişli nitelikte bulunmadığından mahkemece aynen taksimin mümkün olmadığı sonucuna varılarak satış yolu ile ortaklığın giderilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.

Ancak;

Satış yoluyla ortaklığın giderilmesi istenilen taşınmaz üzerinde yapı vs. gibi muhtesat Medeni Kanunun 619. (4721 Sayılı Yasanın 684.) maddesi uyarınca arzın bütünleyici parçaları sayıldığından arzla birlikte satışına karar verilir. Ancak bunların

bir kısım paydaşlara aidiyetine ilişkin tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyorsa o takdirde değerlere göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekir. Oran kurulurken muhdesatın ve arzın dava tarihi itibariyle ayrı ayrı değeri belirlenir, bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri saptanır, bulunan tüm değer muhdesat bedeline ve arzın kıymetine ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibariyle ne kadarının muhdesata ne kadarının arza isabet ettiği belirlenir. Satış bedelinin dağıtımında da bulunan bu yüzde oranlar gözönünde tutularak muhdesata isabet eden kısmın sadece muhdesat sahibine veya payları oranında sahiplerine, arza isabet eden kısmın da payları oranında tüm paydaşlara verilmesi gerekir.

Somut olayda paydaşların bazılarının yapının bağımsız bölümlerindeki eksiklikleri tamamlayıp fiilen oturmakta oldukları dosya kapsamından, özellikle davalılar vekilinin Yargıtay’daki duruşma sırasındaki açıklamalarından anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yerinde yeniden bilirkişiye inceleme yaptırtılıp hangi bağımsız bölümde hangi paydaşın oturduğunun ve oturan paydaşların her birisinin işgal ettiği bağımsız bölümde zorunlu ve faydalı olarak bizzat yaptırdıkları ilave işlerin gerektirdiği masrafların neler olduğunun ve miktarlarının tespit ettirilip yukarıda açıklanan esasların dikkate alınması suretiyle bu katkılarından dolayı ilaveleri yapan paydaşlara öncelikle verilmesi gereken bedel oranının saptanması ve kalanın tapudaki payları oranında dağıtılması gerekirken bu husus dikkate alınmadan taşınmazın üzerindeki yapı ile birlikte satışı sonunda elde edilecek bedelin tamamının tapudaki payları oranında dağıtımına karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı yararına takdir edilen 250.000.000 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 10.12.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.

——————————————————————————————————-

18. Hukuk Dairesi 2002/10786 E., 2002/11817 K.

KAT MÜLKİYETİNDE ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ

T.C.

Y A R G I T A Y

18.HUKUK DAİRESİ

ESAS KARAR

2002/10786 2002/11817

Y A R G I T A Y İ L A M I

Mahkemesi :G. Sulh Hukuk Mahkemesi

Tarihi :8.5.2002

No.su :1999/1193-2002/831

Davacı :Rasim

Davalı :Saniye

Dava dilekçesinde ortaklığın giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı dava dilekçesinde, 9576 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapının -1106.sokak tarafındaki girişine göre- 2. normal katındaki daireyi “gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi” ile satın aldığını ve hükmen tescil kararı uyarınca bu taşınmazda paydaş olduğunu ileri sürerek, taşınmazda kat mülkiyeti kurulması ile sözkonusu 2. normal kat dairenin ya da uygun görülecek başka bir bağımsız bölümün kendisine özgülenmesini, aksi takdirde satış yoluyla ortaklığın giderilmesini istemiştir. Davalılar ise cevap dilekçelerinde, taşınmazda kat mülkiyeti kurularak ortaklığın giderilmesine muvafakat ettiklerini, ancak kat mülkiyeti kurulurken fiili kullanımın esas alınmasını ve oturdukları dairelerin adlarına özgülenmesini istemişler, ayrıca 2. normal kat dairenin davalı Saniye tarafından iki yıldan beri fiilen kullanıldığını, bu dairede davacının hakkı bulunmadığını, anayapının kömürlük kısmında projeye aykırılık olduğunu ve bunun da giderilmesi gerektiğini, taşınmazın satılmasına karşı olduklarını belirtmişlerdir.

Mahkemece, anayapının onaylı projesine aykırı biçimde sığınak kısmının müstakil kullanıma hazırlanmış olması, kömürlüğün bodrumdaki daireye katılması, arka bahçe çıkışlarının kaldırılmış bulunması, çatıda 3. normal kattaki bir daireye içeriden merdivenle bağlantı sağlanması, öngörülen piyesin yapılmaması ve çatının kapatılmamış olması nedeniyle yapıya ruhsat alınamayacağı, saptanan bu durum karşısında anataşınmazda kat mülkiyeti kurulamayacağı görüşünü içeren bilirkişi raporu esas alınarak taşınmazdaki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmiştir.

Kat Mülkiyeti Yasasının 10. maddesinin son fıkrası hükmüne göre, kat mülkiyetine konu olmaya elverişli bir taşınmaz üzerindeki ortaklığın giderilmesi davasında; ortak maliklerden birinin

paylaşmanın kat mülkiyeti kurulması yoluyla yapılmasını istemesi durumunda hakim; 12. maddede yazılı belgelere dayanılarak taşınmazın kat mülkiyetine çevrilmesine ve paylar denkleştirilmek suretiyle bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı özgülenmesine karar vermelidir.

Somut olayda davanın her iki tarafı da taşınmazda kat mülkiyeti kurulmak suretiyle ortaklığın giderilmesini istemektedir. Ancak dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacının kendisine özgülenmesini istediği -23.6.1995 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile müteahhit Musa tarafından satılan- dairede, davalı Saniye oturmakta ve bu kullanımını mal sahibi olan diğer davalı Osman ‘a vekaleten Musa tarafından 2.4.1997 tarihinde tapuda yapılan pay satışına dayandırmaktadır. Bu durumda sözkonusu daire yönünden adı geçen kişiler arasındaki mülkiyet çekişmesi giderilmediği gibi, tamamına yakını inşa edilmiş olan yapının bodrum katındaki projeye aykırılıkların giderilmesi ile üçüncü katta yarım kalan inşaatın tamamlanması ve daha sonra Yasanın 12. maddesinde belirtilen belgelerin temini için kat mülkiyeti kurulmasını isteyen tarafa süre verilmesi gerektiği düşünülmeden satışa karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

Bu durum karşısında mahkemece öncelikle davanın taraflarından Rasim ve Saniye arasındaki binanın 1106 sokak girişine göre ikinci normal katında yer alan daire üzerindeki mülkiyet çekişmesinin giderilmesi yönünden taraflara süre verilmeli, bu çekişme giderilip Dairenin kime ait olduğu kesin olarak saptandıktan sonra taşınmazdaki ortaklığın kat mülkiyeti kurulmak suretiyle giderilmesini isteyen davalılara, binada bilirkişi raporunda belirtilen projeye aykırılıkların giderilmesi ve projesine uygun olarak tamamlanması daha sonrada Yasanın 12. maddesinde yazılı belgelerin ( İmar Mevzuatına uygun onaylı proje ve yapı kullanma belgesi, onaylı fotoğraf, noterden onaylı liste, yönetim planı) temini için yeterli süre verilmelidir.

Dosyadaki bilirkişi raporuna göre anataşınmaz üzerinde B.A.K. sistemle inşa edilmiş bodrum, zemin ve üç normal kattan ibaret bina, bir dükkanın ve sekiz mesken nitelikli dokuz bağımsız bölümden oluşmakta olup, paydaş ve bağımsız bölüm sayısı itibari ile her bir paydaşa en az bir bağımsız bölüm düşmektedir. Mahkemece, yukarıda sözü edilen mülkiyet çekişmesinin çözümlenmesi ile projeye aykırılıkların giderilmesi ve yapının tamamlanması halinde, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapıda her bir bağımsız bölümün (konumu, yüzölçümü, kullanım amacı ve eklentileri yerinde incelenip irdelenerek) değeri ve bu değere göre özgülenecek arsa payı uzman bilirkişi aracılığı ile saptanmalı, her bir paydaşa birer bağımsız bölüm özgülendikten sonra artan bağımsız bölümün ortaklık isteyen paydaşlar adına ya da isteyen olmadığı takdirde tek bir paydaşa özgülenerek diğer paydaşlara ödenecek ivaz da belirlenmek suretiyle paylar denkleştirilmeli ve Yasanın 12. maddesindeki belgelerin tamamlanması ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

Kabul şekline göre de;

Satış yoluyla ortaklığın giderilmesi istenilen taşınmaz üzerinde yapı vs. gibi muhtesat Medeni Kanunun 619. (4721 Sayılı Yasanın 684.) maddesi uyarınca arzın bütünleyici parçaları sayıldığından arzla birlikte satışına karar verilir. Ancak bunların bir kısım paydaşlara aidiyetine ilişkin tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyorsa o takdirde değerlere göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekir. Oran kurulurken muhdesatın ve arzın dava tarihi itibariyle ayrı ayrı değeri belirlenir, bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri saptanır, bulunan tüm değer muhdesat bedeline ve arzın kıymetine ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibariyle ne kadarının muhdesata ne kadarının arza isabet ettiği belirlenir. Satış bedelinin dağıtımında da bulunan bu yüzde oranlar gözönünde tutularak muhdesata isabet eden kısmın sadece muhdesat sahibine veya payları oranında sahiplerine, arza isabet eden kısmın da payları oranında tüm paydaşlara verilmesi gerekir.

Somut olayda, davalılar bağımsız bölümlerini müteahhitten tamamlanmamış bir şekilde aldıklarını ve eksiklikleri kendilerinin yaptırarak oturulur duruma getirdiklerini, davacının ise bu yapıda tasarrufu altında bir daire olmadığını belirtmişlerdir. Bu durumda bu faydalı masrafları yapan kişiler bakımından yukarıda açıklanan esasların dikkate alınması suretiyle o katkılarından dolayı ilaveleri yapan paydaşlara öncelikle verilmesi gereken bedel oranının saptanması ve kalanının tapudaki payları oranında dağıtılması gerekir. Bu husus dikkate alınmadan; taşınmazın, üzerindeki yapı ile birlikte satışı sonunda elde edilecek bedelin paylar oranında dağıtımına karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırıdır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.11.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—————————————————————————————————————————————————————–

18. Hukuk Dairesi 2003/952 E., 2003/2378 K.

ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ

T.C.

Y A R G I T A Y

18.HUKUK DAİRESİ

ESAS KARAR

2003/952 2003/2378

Y A R G I T A Y İ L A M I

Mahkemesi :B 3.Sulh Hukuk Mahkemesi

Tarihi :12.11.2002

No.su :1999/315-2002/693

Davacı :………

Davalılar :……………

Dava dilekçesinde ortaklığın satış yolu ile giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı Mehmet tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı vekili İ ili B ilçesi Keçecipiri mahallesinde kain 228 Ada 44 parsel sayılı taşınmazın taraflar arasında müşterek olduğunu, aynen taksim konusunda anlaşamadıklarını belirterek, taşınmazdaki ortaklığın satış yolu ile giderilmesini istemiştir. Davalılar Mehmet taşınmazda kat mülkiyetinin kurulabileceğini, yapının bir bağımsız bölümünde kendisinin oturduğunu belirterek, kat mülkiyeti kurularak ortaklığın giderilmesini istemiş, mahkemece aynen taksim mümkün olmadığından ortaklığın satış yolu ile giderilmesine karar verilmiştir.

Ortaklığın giderilmesi davalarında dava tarihinde yürürlükte bulunan Medeni Kanunun 628/2.maddesi hükmü gereği istek olduğu takdirde asıl olan, taşınmazın aynen taksimi suretiyle ortaklığın giderilmesine karar vermektir. Kat mülkiyetine konu olmaya elverişli bir taşınmazla ilgili olarak ortaklığın giderilmesi davası açılmışsa ve bu davada paydaşların en az bir tanesi paylaşmanın kat mülkiyeti kurularak yapılmasını istemişse, Kat Mülkiyeti Yasasının 10/son maddesi gereğince hakim, o taşınmazın mülkiyetinin aynı kanunun 12.maddesinde yazılı belgelere dayanarak kat mülkiyetine çevrilmesine ve paylar denkleştirilmek suretiyle bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı özgülenmesine karar verecektir. Ayrıca Kat Mülkiyeti Yasası hükümlerine uygun olarak ortak taşınmazda kat mülkiyetine geçilebilmesi için, üzerindeki yapının mimari projesine uygun biçimde tamamlanmış olması ve bağımsız bölümlerin başlı başına kullanılmaya elverişli bulunması (K.M.K. m.1), yapının tümünün kargir olması (m.50/2) ve her bir paydaşa en az bir bağımsız bölüm düşmesi, yine 12.maddede yazılı belgelerin (belediyeden onaylı proje, yapı kullanma izin belgesi, belediyeden onaylı fotoğraf, noterden onaylı malik listesi ve yönetim planı) tamamlattırılması gerekmektedir. Bu koşulların gerçekleşmesi durumunda anılan kanunun 10.maddesi gereği kat mülkiyetine geçilebilecek ve açılan davada ortaklık bu yolda giderilecektir.

Dosyadaki belgelere ve bilirkişi raporuna göre anataşınmazda 2 bodrum, bir zemin, bir normal ve çekme kattan ibaret kargir bir bina olup, 5 mesken nitelikli bağımsız bölümden oluşmaktadır. Paydaş ve bağımsız bölüm sayısı itibariyle her paydaşa en az bir bağımsız bölüm düşmektedir. Dava konusu taşınmaz bu özellikleri taşıdığı için kat mülkiyeti kurulmasına elverişlidir. Fakat kat mülkiyetine geçiş için bu koşulların varlığı yanında yukarıda açıklanan diğer tüm koşulların da varlığı gerekecektir.

Dosya içerisindeki 6.7.2002 tarihli ek bilirkişi raporunda anataşınmazda fiilen 5 daire yer almakla birlikte, onaylı projesinde sadece 4 dairenin bulunduğu, zemindeki 2.bodrum katın projede yer almadığı belirtilmiş olduğuna göre, mahkemece öncelikle yapının onaylı projeye uygun hale getirilip getirilmeyeceği araştırılıp mümkün ise projeye uygun hale getirilmesi aksi takdirde yapının fenne ve imar mevzuatına aykırı olmadığı ve onay verebileceğinin saptanması durumunda fiili durumun yansıtıldığı projenin hazırlattırılıp, ilgili imar müdürlüğünün onayının ve oturma izin belgesinin alınması, Kat Mülkiyeti Yasasının 12.maddesinde sayılan diğer belgelerin tamamlanması için, kat mülkiyetine geçiş suretiyle ortaklığın giderilmesini isteyen davalı tarafa yetki ve yeterli süre verilmesi, bu hususlar eksiksiz yerine getirildiği takdirde dava konusu taşınmaz üzerindeki yapıda her bir bağımsız bölümün konumu, yüzölçümü, kullanım amacı gözönünde bulundurulmak suretiyle değerinin tespiti ve bu değere göre özgülenecek arsa payı da saptanarak varsa fiili taksime göre, olmadığı takdirde çekilecek kur’a ile önce her bir paydaşa birer bağımsız bölüm özgülendikten sonra arta kalan bağımsız bölümlerin pay oranları da gözetilmek suretiyle yine kur’a ile paydaşlara özgülenerek ve gerekiyorsa bedel farkı nedeni ile ödenecek ivaz da belirlenmek suretiyle payların denkleştirilmesi, fotoğraf, malik listesi ve yönetim planı gibi belgeleri, paydaşların tanınan süreye rağmen imzalamaktan kaçınmaları halinde bunların da imzalanmış sayılmasına karar verilmesi, böylece kat mülkiyetine geçilmek suretiyle ortaklığın giderilmesi gerekmektedir. Bu koşulların oluşmaması halinde satış yoluna gidilecektir.

Mahkemece; bu konularda yeterince araştırma yapılıp davalıya uygun süre verilmeden binanın projesine uygun olmaması nedeni ile aynen taksim edilemeyeceği görüşünü bildiren bilirkişi raporu esas alınarak taşınmazın satışı suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Kabul şekline göre de;

Satış yolu ile ortaklığın giderilmesi istenilen taşınmaz üzerinde bina vs. gibi muhdesat varsa bunlar Medeni Kanunun 619.maddesi uyarınca arzın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) sayıldığından arzla birlikte satışına karar verilecektir. Bunların bir kısım paydaşa aidiyetine ilişkin tapuda şerh varsa veya bu konuda tüm paydaşlar ittifak ediyorsa o takdirde değerlere göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekecektir. Oran kurulurken muhdesatın ve arzın dava tarihi itibariyle ayrı ayrı değerleri tespit edilecek ve bu değerler

toplanarak taşınmazın tüm değeri saptanacak, bulunan değer, muhdesat ve arzın değerine ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibariyle ne kadarının muhdesata, ne kadarının arza isabet ettiği belirlenecektir. Satış bedelinin dağıtımında bulunan bu yüzde oranlar gözönünde tutularak muhdesata isabet eden kısmın sadece muhdesat sahibine veya payları oranında sahiplerine, arza düşen kısım da yine payları oranında tüm paydaşlara verilecektir.

muhdesatın bir kısım paydaşlara aidiyetine ilişkin tapuda şerh yoksa veya bu hususta paydaşların ittifakı sözkonusu değilse, sorunun mahkemede çözülmesi icap edeceğinden bunun için iddia sahiplerine süre verilerek sonucu beklenmesi uygun olacaktır.

Somut olayda, davalı yargılamanın çeşitli aşamalarında binanın 1,5-2 katının kendisi tarafından yapıldığını savunduğuna göre, mahkemece bu konuda tarafların ittifakını araması, savunma taraflarca kabul görmediği takdirde davalıya süre verilerek, bağımsız bölümün yapıldığına dair delillerin toplanması ve yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda dağıtılacak paylara uygulanacak oranların belirlemesi ve buna göre karar verilmesi gerekir.

Bu hususlar dikkate alınmadan, taşınmazın üzerindeki yapı ile birlikte satışı sonunda elde edilecek bedelin paylar oranında dağıtımına karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırıdır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.3.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.