Son Haberler
Anasayfa / MALİYE BAKANLIĞI ÖZELGELERİ / HAYAT SİGORTA POLİÇESİ KARŞILIĞI YAPILAN ÖDEMELERİN VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ KARŞISINDAKİ DURUMU

HAYAT SİGORTA POLİÇESİ KARŞILIĞI YAPILAN ÖDEMELERİN VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ KARŞISINDAKİ DURUMU

Muris  ile sigorta şirketleri arasında düzenlenen sözleşmelerde lehtar olarak bankalar gösterilmiş ise bankaların lehtarlığı alacak ve borç ilişkisine dayandığından bankalara ödenen kredi-hayat sigorta bedelinin ivazsız olarak mütalaa edilmemesi; sigorta bedelinin borç tutarını aşması halinde ise mirasçılara intikal eden söz konusu ödemelerden veraset ve intikal vergisi aranılması gerektiği.

Mali konularda Birliğiniz ile Başkanlığımız arasında devam eden çalışmalar sonucu Birliğiniz tarafından hazırlanan 17.09.2007 tarihli notun 6. bölümünde 3 No.lu VİVK Sirküleri ile ilgili olarak;

1- Hayat sigorta poliçesine istinaden sigortalının kazaen vefat etmesi sonucu yapılacak ödemelerin veraset ve intikal vergisi karşısındaki durumunun belirsiz olduğu,

2- Sigorta akdinde mirasçı olmayan ancak lehtar olarak gösterilen üçüncü şahıslardan ne anlaşılması gerektiğinin açıklanmadığı, banka kredilerinin bu ifadenin kapsamı dışında tutulması gerektiğinin düşünüldüğü,

3- Birikim tutarının vergilendirilmesinden önce GV daha sonra kalan tutar üzerinden VİV alınmasının açıkça ifade edilmediği

belirtilerek sözü edilen hususlarla ilgili olarak bilgi istenilmekte olup, konuya ilişkin Başkanlığımız görüşü aşağıda açıklanmıştır.

1- Sigortalının kaza sonucu vefat etmesi halinde, sigorta şirketince ödenen tazminatın, sigortalının yokluğu nedeniyle yakınlarının uğrayacakları maddi ve manevi ıstırabın sigorta sözleşmesine dayanılarak kısmen olsun tazmini ve telafisi amacını taşıdığından, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun 2/d maddesinin parantez içi hükmüne istinaden vergilendirilmeyeceği Sirkülerin üçüncü bölümünde açıklanmıştır.

2- VİVK’nın 2. maddesine göre, veraset tabiri, miras vasiyet ve miras mukavelesi gibi ölüme bağlı tasarrufları ifade etmektedir. Türk Medeni Kanunu’na göre mirasçı, akrabalık bağı (kanuni mirasçı) ile ya da murisin mirasçı tayini (mansup mirasçı) ile kanunen, vasiyetname veya miras sözleşmesi ile kazanılmaktadır.

Anılan Sirkülerin 3. bölümünde yer alan “mirasçı olmayan üçüncü kişi” ifadesi ile Türk Medeni Kanunu’nda kanuni veya mansup mirasçı sayılanlar dışındaki kişiler kastedilmekte olup, sigorta sözleşmesinde söz konusu kişilerin lehtar olarak gösterilmesi halinde kural olarak bunlara yapılan sigorta tazminatı ödemelerinin veraset ve intikal vergisine tabi olması gerekir.

Öte yandan kredi-hayat sigortası, ilgili bankalardan kredi alan şahıslara aldıkları kredi tutarına bağlı olarak bu kredinin teminatını teşkil edecek şekilde düzenlenmekte ve sigorta sözleşmesinde lehtar olarak krediyi veren banka şubesi gösterilmektedir. Bununla da, vefat eden şahısların bankalara olan borçlarının mirasçılara ve kefillere intikal ettirilmeksizin sigorta şirketlerince ödenmesi amaçlanmış bulunmaktadır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketlerince bankalara yapılan ödemeler, bankaların müşterilerine verdikleri kredilerin iadesi niteliğini taşımaktadır.

Buna göre;

- Muris ile sigorta şirketleri arasında düzenlenen sözleşmelerde lehtar olarak bankalar gösterilmiş ise, bankaların lehtarlığı alacak ve borç ilişkisine dayandığından bankalara ödenen kredi-hayat sigorta bedelinin ivazsız olarak mütalaa edilmemesi,

- Sigorta bedelinin borç tutarını aşması halinde ise, mirasçılara intikal eden söz konusu ödemelerden veraset ve intikal vergisi aranılması

gerekmektedir.

3- 3 ve 59 No.lu GVK Sirküleri’nde de açıklandığı üzere, sigorta şirketlerince, birikim tutarı üzerinden GVK’nın 75. maddesine göre tevkifat yapılması, kalan tutarın poliçede lehdar gösterilenlere ödenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, ödenen bu tutarın veraset ve intikal vergisi kapsamında vergilendirilmesi gerekir.(*)

———————————————————————————————————————————————————————————————

(*) Maliye Bakanlığı Özelgesi

Tarih : 01.11.2007

Sayı : B.07.1.GİB.0.60/6038-13/96606

VİVK Md. 2